Arama :

Çocukların dil gelişimi

Bir çocuğun konuşmaya başlaması kuşkusuz pek çok etkene bağlıdır. Çünkü dil gelişimi hem altyapıya ait faktörlerin (genetik belirleyiciler, her açıdan fiziksel sağlık ve gelişim, beslenme vb.) hem de ailevi / çevresel şartların ( annenin sağlığı, anne çocuk ilişkisinin durumu, anne-baba ilişkisi ve çocuğa karşı tavır-tutumlar) birbirini tamamlayan ilişkisine bağlıdır. Bunlardan bazılarında meydana gelebilecek aksamalar dil gelişimini etkileyebilir. Bu etkenlerin sağlıklı bir gidişat içerisinde olduğunu varsayarsak 5-6 haftalıktan itibaren dikkati dış dünyaya daha çok dönen bebeğin sosyal gülümseme dediğimiz gülümsemeye başladığını ve bunun yanında sesli ifadelerinin geliştiğini görürüz. Konuşmaya başlamadan önce bebek epeyce hazırlık yapar. Bebeklerde cıvıldama annenin sesine yanıt verir gibi yapma ses taklitleri dil gelişiminin önemli bir parçasıdır. İlk bebeklikte annenin bu iletişime ve ilişki kurmaya açık olması faydalıdır. Bebeği benimsemek hazırlıklı olmak çevreden destek görmekte anne bebek ilşkisini olumlu yönde etkileyecektir. Bebeğin gelişimi gerek kaynak kitaplarla gerekse ihtiyaç duyulduğu oranda çocuklarla çalışan uzmanlara danışarak takip edildiğinde aslında ne muazzam bir gelişimin sonucu olarak bir çocuğun konuşmaya başladığını anlarız. Bebekler 9 aylığa doğru hecelemeler şeklinde meydana gelen ses taklitleri 9. aydan itibaren daha çok ritmik ve tekrarlardan oluşan kelimelere başlar (mama, baba dede vb.) Yalnız dil gelişimi daha erken ilerleyen bebekler de vardır. Yine dokuz aylıktan itibaren söyleneni anlama kapasitesi daha da artar, şarkılara eşlik sesleri, hayvan seslerini taklit gelişir. Bu hazırlık evresinde bebekçe konuşmalar yanlış konuşmalar olabilir. Tek tek kelimeler bu ayla birlikte daha çok görülmeye başlasa da bu hazırlığın ilk kısımlarının tamamlanıp da konuşmaya geçilmesi çoklukla 12-18 aylık çocuklarda görülür, tabiiki çeşitli istisnalar mevcuttur. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli işaratlerden biri tek yönlü aşırılıklar veya geriliklerdir. Örneğin 16 aylık bir bebeğin kendi ismine yanıt vermesede logoları sayıları tanıyor olması hatta okuyor izlenimi vermesi bir aşırılıktır. Diğer yandan 5 yaşına gelmiş bir çocuğun hala anlamlı cümle yapıları kurarak düzgün konuşmaya geçmemiş olması da aynı derecede dikkatle ele alınması gereken bir konudur. Anlaşıldığı üzere aşırılıklar ve gerilemeler bize dil gelişimi ile ilgili ipuçları verecektir yalnız bu yeterli değildir. Bunun yanında çocuğun davranışlarının, sosyal/duygusal ilişki kurabilme oyun oynama becerilerinin de gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu alanlardaki gelişim gerilikleri de çocuk ve/veya çevresi ile ilgili nelerin aksadığını anlamamıza yardımcı olur. Çok güzel konuşmaya başlamış bir çocuk bağlandığı bir büyüğünün kaybı, fiziksel veya psikolojik travma sonucu konuşmayı bırakabilir ya da çok seçici davranarak sadece bir kaç kişiye konuşur ve diğer insanlar sesini dahi duymazlar. Hiç konuşmama veya seçici konuşma dediğimiz bu durum çocuğun psikolojik gelişiminin ciddi şekilde zora girmesiyle oluşur. Bunun yanında aşırı mükemmeliyetçi ve entellektüel anne ve babaların çocuklarının doğru ve kendini aşan bir mükemmellikte konuşma kaygısı duyduklarından ya geç konuştuklarını ya da bazı konuşma güçlükleri çekebildiklerini biliyoruz. Aşırı hızlı ve karşısında bir yetişkin varmışçasına konuşan ebeveynlerin çocuklarında da konuşma becerileriyle ilgili zorlanmalar görmekteyiz. Zihinsel gelişimin sağlıkla devam etmesi de çok önemli bir etkendir. Zihinsel gelişim güçlükleri çok değişik seviyelerde olabildiği için genellikle orta ve hafif düzeydeki bozukluklar dil gelişimini geride tutsa da bu çocuklarımıza bunu yakıştıramadığımızdan geç teşhis edilmektedir. Ülkemizde genellikle zihinsel gelişim güçlüğünden dolayı aksayan dil gelişimi çok geç ele alınabilmektedir veya hiç alınamamaktadır. Zihinsel gelişime bağlı olmayan fakat duyuların yanlış algılanması veya çözümlenememesi olarak kısaca tarif edebileceğimiz tür bozukluklar ise genellikle sesleri, kelimeleri hatalı söylemek ('gemiler lemanlara yanaşır' gibi), cümle yapılarını iyi anlayamamak, zamanın dil içinde kullanımını şaşırmak ve daha pek çok hatalar olabilir. Bunun yanısıra çocuk gelişim nörolojisini ve konuşma terapisti veya özel eğitimciyi ilgilendiren bozukluklar da vardır. Bu gibi durumlarda da çocuk örneğin kelimeleri çağrıştırmakta doğru kelimeyi bulup çıkartmakta zorlanır, dil akıcılığı güçleşir, kendini ifade edmez hırçınlaşır. Ne anlatmak istediğini işaretlerle gösterse de konuşmaya dökemez veya eksik yetersiz döker. Dil gelişimi/konuşma becerileri, bebeğin fiziksel sağlığı ve gelişimi temeli üzerinde, bebeğin yapısal eğilimleri, uyaranlara açık olması görsel işitsel dokunsal uyaranları işleyebilme kapasitesi, bilişsel gelişim süreçleri, bebeğin çeşitli duyularıyla elde ettiği bilgileri doğru algılama yeteneği, dikkat ve hareketlilik seviyesi, anne-bebek ilişkisinin psikolojik boyutları, aile içi ortamın bebeğin psikolojik olgunlaşmasına müsaade edip etmediği, aile tarihçesinde yaşanan olumsuzluklar, travmalar dikkate alınmadan değerlendirilebilecek bir konu değildir. Çok fazla etken olduğundan, öncelikle çocuğun fiziksel ve psikolojik gelişimi hakkında bilgi sahibi olmak çocuğun hangi yaşta nasıl bir gelişim içinde olacağını çok katı ve kesin kurallı olmamak şartıyla takip etmek ilk önlemeci yaklaşımdır. Ne aşırı titiz ve aşırı kaygılı olmalı ne de çocuktur büyür geçer denmelidir. Eğer bebeğin fiziksel sağlığı tetkik edilmiş ve orada herhangi bir bulguya rastlanmamış ise bir çocuğun aşağı yukarı yaşında konuşmaya başlaması gerekmektedir. Fonolojik bozukluklar dediğimiz bazı harfleri çıkartamamak veya bir sesin yerine başka bir sesi çıkartma( k/ yerine t denmesine sıklıkla rastlarız) gibi bozukluklar okula hazırlıklı olmayı da etkileyeceğinden 4 yaşında da devam ediyorsa ve konuşmanın genel halini oldukça etkiliyorsa bir özel eğitim uzmanına veya konuşma terapistine başvurmakta yarar vardır. Kekemelik daha dikkatle ele alınması gerekli bir alandır çünkü çocuklar konuşmaya başlarken kekeleme benzeri ses tekrarları duraksamalar heyecanla sesleri yutmalar yaşarlar bunların hepsi kekeleme demek değildir. Burada anne ve baba tutumları şahsiyetleri de çok önemli bir etkendir bu yüzden şüphelenildiğinde bir uzmandan öncelikle bu ayırımı yapmak için yardım talep edebilirsiniz. Yaygın gelişimsel bozukluklar olarak adlandırılan bozukluklarda da çocukların dil ve davranış gelişimi, psikososyal gelişimi farklı seyreder. Genel olarak dil gelişimi bazı yaygın gelişimsel bozukluklarda sanki 'çok ilerde' gibi gözükse de aslında bu aşırılık bazı olumsuzlukların işaretidir. Çok ilerde gibi görünen bu çocukların iletişi/ilişki kurma kapasiteleri çok sınırlı, gelişemiyor olabilir. Bir çocuk psikiyatristine başvurmak ardından çoğunlukla bir özel eğitim uzmanından yardım almak en uygun çözüm olacaktır. Bunun yanısıra anne bebek ilişkisinin sağlıklı gelişemediği durumlarda bebeğin anneyle yeterli bir bağlanma sürecini yaşayamaması da dil gelişimini aksatabilir. Bebeksi kalan büyümekte olgunlaşmakta güçlük çeken çocukların da dil/konuşma becerileri daha geriden seyredebilir. Anneden ayrılma kaygısı yoğun olan enerjisinin çoğunu bununla uğraşmaya ayıran çocuğun da hem sosyalleşme becerileri, hem kişilik gelişimi ve konuşma becerileri geride kalabilir. Anne ve babaların öncelikle çocuğun psikolojik gelişimi ve olgunlaşması (duygu, düşünce, davranış, kişilik gelişimi) hakkında bilgi sahibi olmaları hangi yaşta hangi beklentilerde olmaları gerektiğini bilmeleri çok önemlidir. Doğal olarak fiziksel sağlık ile ilgili kontroller, hastalıkların takibi ve tedavisi önemlidir. Sevgi şefkat, özel ve kaliteli ilgi ve yaşa uygun kurallarla belirlenen disiplin, güven duygusu verme ve geliştirme, aşırılıkların ve gelişim geriliklerinin takibi, uzmanlara iş işten geçmeden başvurup doğru bilgilere ulaşmak önemlidir.

 

Adres: Cemil Topuzlu Caddesi Tavukçuoğlu Apt. No: 33/3 Çiftehavuzlar-Kadıköy Tel: 0216 302 69 54 - 0533 485 02 16 Fax: 0216 302 69 56